<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-1"?>
<?xml-stylesheet title="XSL_formatting" type="text/xsl" href="includes/rss/rss_20.xsl" ?>

<rss version="2.0" 
 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
 xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
 xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
 xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#">

<channel>
<title>MALAME:: G&#xFC;nl&#xFC;k Internet Gazeteniz</title>
<link>http://www.malame.org</link>
<description>K&#xFC;rdistan ve D&#xFC;nyadan Haberler</description>
<copyright>MALAME:: G&#xFC;nl&#xFC;k Internet Gazeteniz</copyright>
<generator>MALAME:: G&#xFC;nl&#xFC;k Internet Gazeteniz Evo RSS Parser</generator>
<ttl>60</ttl>

<image>
<title>MALAME:: G&#xFC;nl&#xFC;k Internet Gazeteniz</title>
<url>http://www.malame.org/images/evo/minilogo.gif</url>
<link>http://www.malame.org</link>
<width>94</width>
<height>15</height>
<description>Malame Gunluk Internet Gazeteniz</description>
</image>
<dc:language>en-us</dc:language>
<dc:creator>info@ali-usta.net</dc:creator>
<dc:date>2010-09-05T22:20:41+02:00</dc:date>

<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<sy:updateBase>2010-09-05T22:20:41+02:00</sy:updateBase>

<item>
<title>Şehid Dr. Ebdulrehman Qasimlo ve Uluslararası Terörist Mahmu</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=674#1165</link>
<description><![CDATA[Kürdistan Demokrat Partisi - İran Genel Sekreteri Dr. Ebdulrehman Qasimlo, 13 Temmuz 1989&#8242;da Avusturya’nın başkenti Viyana’da İran Hükümeti temsilcileriyle yaptığı bir müzakere sırasında öldürüldü. Avusturya, suikastten Tahran yönetiminin sorumlu olduğunu resmen açıkladı.<br />
<br />
22 Aralık 1930&#8242;da Doğu Kürdistan’ın Urmîye kentinde doğan Evdulrehman Qasimlo, ilköğrenimini doğduğu yerde, ortaöğrenimini ise Tahran’da bitirdi. 15 yaşında Yekitîya Ciwanên Demokratên Kurdistan (Kürdistan Demokrat Gençlik Birliği) adlı gençlik hareketinde çalışmaya başladı. 18 yaşında, yüksek öğrenim için önce Fransa’ya, ardından Çekoslovakya’ya gitti. Uluslararası Prag Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi ve aynı üniversitede Sosyoloji alanında yüksek lisansını tamamladı.<br />
<br />
Aydın duruşu ve entelektüel birikimiyle Avrupa’daki Kürt hareketinin temsilcilerinden biri olan Qasimlo, 1952&#8242;de Dr. Mihemed Museddiq’in çağrısı üzerine Kürdistan’a döndü ve İran’daki Rıza Pehlewî rejimi karşıtı Kürt mücadelesi içerisinde yer aldı. 1952&#8242;de ünlü İngiliz edebiyatçısı ve filozof Helen Krulich ile evlendi ve Mina ile Hewa adlı iki çocuğu doğdu. 1958&#8242;de tekrar Avrupa’ya giderek 1962&#8242;de Ekonomi ve Sosyal İktisat alanında doktorasını tamamladı. Bu yıldan itibaren Prag Üniversitesi’nde Kapitalist Ekonomi, Sosyalist Ekonomi ve Ekonomi Teorisi dersleri verdi.1970&#8242;te Irak’ta Güney Kürdistan’a otonomi verilmesi üzerine Mele Mustafa Barzanî’nin davetiyle bazı düzenlemelerde bulunmak üzere Kürdistan’a gitti. Çeşitli aralıklarla Kürdistan’ın dört parçasında da faaliyetlerde bulundu. 1973 yılında Kürdistan Demokrat Partisi-İran’ın genel sekrterliğine seçildi ve 1975 yılında Avrupa’ya döndü. 1976-1978 yılları arasındaysa Paris’te Sorbon Üniversitesi’nde Kürt Dili ve Kürt Kent ve Ekonomi Kültürü dersleri verdi.<br />
<br />
1979 yılında İran’da halk devrimi sonrası Şah’ın ülkeyi terketmesi üzerine Doğu Kürdistan’a giden Qasimlo, burada Kürtlere özerklik verilmesi için çalışmalarda bulundu. Uzmanlar Meclisi’nde de görev alan Qasimlo İranlı yetkililere Kürt haklarının tanınması ve özerklik verilmesi için memorandum sunmuştu.<br />
<br />
Molla Ruhullah Hümeynî’nin kurduğu İslam Cumhuriyeti de Kürtlere karşı daha önceki iktidarlar gibi davranınca Kürdistan Demokrat Partisi yine bir Kürt örgütü olan Komela ile birleşerek İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele başlatacağına dair ihtarda bulundu ve sorunun masada çözülmesi gerektiğini, çözüm için muhatabın Kürt örgütleri olduğunu deklare etti. Bu girişim üzerine Hümeynî, 19 Ağustos 1979 günü, İran devlet televizyonunda Qasimlo için ‘Allah’ın düşmanı’ dedi ve Kürt halkına karşı cihad ilan ettiğini açıkladı. Aynı saatlerde İran Hava Kuvvetleri tarafından bazı Kürt yerleşim birimleri bombalandı ve Kürt şehirlerinde sıkı yönetim ilan edildiği duyuruldu. Qasimlo arkadaşlarıyla birlikte gerilla birlikleri oluşturarak Kürdistan dağlarına çekildi ve 1988 yılına kadar Kürtler ve İran ordusu arasındaki çatışmalar bitmek bilmedi.<br />
<br />
İran ordusunun 1988&#8242;de Irak’a yenik düşmesi üzerine İran yetkilileri Kürtlere müzakere önerisinde bulundu. 28 Aralık 1988&#8242;de İran, Qasimlo’ya Viyana’da bir görüşme önerdi. 28-30 Aralık 1988 günleri yapılan müzakereler sonucu İran, Kürt özerkliğini prensipte kabul ettiğini bildirdi ve toplantılara 20 Ocak 1989&#8242;da devam etmeyi karara bağladı. Fakat sonraki toplantılarda İran sertleşen bir tutum sergileyince Qasimlo görüşmelerden çekildi.<br />
<br />
Dr. Ebdulrehman Qasimlo, Haziran 1989&#8242;da Sosyalist Enternasyonal Toplantısı’na katılmak üzere Avrupa’ya geldi ve burada İran yönetiminin ‘yeniden diyalog’ önerisiyle karşılaştı. Qasimlo öneriyi kabul etti ve ilk toplantı 12 Temmuz’da yine Viyana’da yapıldı. 13 Temmuz’da toplantının ikinci gününde Dr. Ebdulrehman Qasimlo müzakere masasındayken kısa mesafeden sıkılan üç kurşunla öldürüldü. Bu olay sırasında Qasimlo’nun iki yardımcısı, Dr. Fazil Resûl ve Ebdullah Qadirî Azer de öldürüldüler. Avusturya Hükümeti aynı gün İran Hükümeti’ni doğrudan suçlu ilan ettiyse de açılan dava aradan 18 yıl geçmesine rağmen sonuçlanmadı. Avrupa basınının verdiği bilgilere göre 13 Temmuz’daki toplantıya İran adına Haci Mistefa Lacwerdî, Muhammed Caferî Şahrûdî ve Emir Mansur Bozaryan katılmıştı ve suikastın planlayıcısı halen İran İslam Cumhuriyeti Devlet Başkanı olan ve o tarihte İslam Devrimi Muhafızı olan Mahmud Ahmedinecat’tı.<br />
<br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs087.ash2/37672_10150221327250177_517565176_13522325_3099452_n.jpg" /><br />
Dr. Ebdulrehman Qasimlo, Çarçıra Meydanı'nda bir miting sırasında (1974).<br />
<br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs023.ash2/34509_10150221327595177_517565176_13522327_4136698_n.jpg" /><br />
Dr. Qasimlo, Fransız Haber Ajansı’na Kürt sorunu ile ilgili verdiği bir söyleşi sırasında - 1983.<br />
<br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs058.snc4/35268_10150221327785177_517565176_13522332_419679_n.jpg" /><br />
Dr. Qasimlo, İran’ın sert tutumu karşısında dağlara çekildi ve Kürdistan Halk Ordusu Başkomutanlığı’na atandı - 1981.<br />
<br />
<br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs078.snc4/35270_10150221328115177_517565176_13522351_3394800_n.jpg" /><br />
Kürt askerler, düşürdükleri bir İran uçağı üzerinde - 1983<br />
<br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs037.snc4/34217_10150221328365177_517565176_13522356_5459732_n.jpg" /><br />
Dr. Qasimlo ve arkadaşlarının kanlı bedenleri. 13 Temmuz 1989 - Viyana.<br />
<br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs190.snc4/37863_10150221328530177_517565176_13522364_3949342_n.jpg" /><br />
Soldan üçüncü sırada Mahmut Ahmedinecad, biraz sonra kurşuna dizilecek bir Kürt muhalifin koluna girmiş. Ahmedinecad, Dr. Qasimlo suikastının planlayıcısı olarak kabul ediliyor. Mahkeme tutanaklarına göre Ahmedinecad, suikast timine silah temininde bulunmuştu. İran Eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Welayeti ise Qasimlo’nun öldürülmesinde İran yönetiminin sorumluluğunu itiraf etmişti.]]></description>
<guid isPermaLink="false">1165@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Şehid Dr. Ebdulrehman Qasimlo ve Uluslararası Terörist Mahmu</dc:subject>
<dc:date>2010-07-18T23:52:57+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>‘Demsala Dawî: Şewaxan’ın Ankara galası yapıldı</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=673#1164</link>
<description><![CDATA[<img src="http://www.malame.org/files/Aliusta/demsal.jpg" /><br />
<br />
<br />
<br />
Kürt yönetmen Kazım Öz’ün çektiği, göçebe şewaxların hayatını konu alan belgesel filmin Ankara galası yapıldı. Galaya BDP’li bazı milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri ile üniversite öğrencileri katıldı.<br />
<br />
Mezopotamya Sinema Kolektifi'nden Kazım Öz'ün çektiği ve yönetmenliğini yaptığı ‘Demsala Dawî: Şewaxan (Son Mevsim: Şavaklar)’ belgeselinin Ankara Galası dün akşam Büyülü Fener Sineması’nda yapıldı. Gösterim öncesi resepsiyon verilen galaya, BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Urfa Milletvekili İbrahim Binici, Bitlik Milletvekili Nezir Karabaş ve Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, BDP yöneticileri, sivil toplum örgütü temsilcileri ile üniversite öğrencileri katıldı.<br />
<br />
Gösterimin ardından yönetmen Kazım Öz çekim ekibiyle birlikte izleyicilerin sorularını yanıtladı. Belgeselle, farklı dünyaları, hayat tarzlarını yansıtmak istediklerini belirten Öz, doğadaki canlıların farklı dünyalarını onların gözünden göstermeye çalıştıklarını söyledi. Filmde ele alınan yaşamın bölgede birçok insanın tarzı olduğunu ifade eden Öz, filmi bölgenin koşullarından dolayı çok zor şartlarda çektiklerini belirtti.<br />
<br />
Yayla yasağının şavakların hayatını çok zorladığını ifade eden Öz, filmde anlatımdan çok görselliğe önem verdiklerini bu yöntemle klasik bir belgesel çekmediklerini söyledi. Öz, çekimler sırasında anılarını da anlatırken, Kutu Deresi’nde iki çatışma arasında kaldıklarını ve ne ileriye ne de geriye gidemediklerini aktardı. Öz, filmin müziğinde ise Doğu Kürdistan’dan ezgileri tercih ettiklerini kaydetti.<br />
<br />
ANF]]></description>
<guid isPermaLink="false">1164@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>‘Demsala Dawî: Şewaxan’ın Ankara galası yapıldı</dc:subject>
<dc:date>2010-05-13T13:37:32+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yelda Karataş'la Söyleşi</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=672#1163</link>
<description><![CDATA[<img src="http://www.malame.org/files/Aliusta/yelda.jpg" /><br />
<br />
<br />
''Kendi anadiline saygısı ve sevgisi olan insan başka dillere de saygı ve sevgi duyar. Eğer duyamıyorsa o bir şair değil, bir faşisttir'' (Yelda KARATAŞ)<br />
<br />
Başlarken...<br />
<br />
Şiirleriyle başlamalı bir şairi tanımaya... Dimağından damıtarak özünü işlediği hayatın parçalarıdır şiirleri çünkü. Her bir şiiri bir parçasıdır hayatının/hayatımızın. Peyderpey takip edersen bir şairi, bin parçalı tek tek hayatların, sağaltılmış olan birisine total manasıyla mutlaka tanık olur insan. O yüzden Yelda Karataş ile söyleşimizin ilk başlarında, Kürtçesiyle de birlikte kısa ama özlü bir şiiriyle başlamak manidar olacak.<br />
<br />
Peki neden Yelda Karataş?<br />
<br />
Yelda Karataş'ı tanımalısınız/tanımalıyız çünkü... Kendi deyimiyle ''Türk soyundan geldiği söylenen'' tevazu dolu, yaşadığı coğrafyada korkulan bir dile, Kürtçeye, belki de kimsenin, birtakım (gereksiz ve yersiz) kaygılanlarından ötürü atmadığı/atamadığı bir adımla, cesaretle değer vermiş bu insanı, yine kendisinin deyimiyle ''kalbinde yazılı olan hali ile, KİMLİKSİZ'' ve ama bizce en güzelinden ''iyi insan olmaya çalışan'' Yelda Karataş'ı kısa, güzel, anlamlı ve gerekli, biraz da antolojik bir söyleşiyle sizlere sunuyoruz...<br />
<br />
Mehmet Ünlüdere<br />
<br />
***<br />
<br />
Ve sunarken, önce şiir...<br />
<br />
ŞAHDAMAR<br />
<br />
Acının şahdamarına düşerken kalbim<br />
İçinde insan ağlayan bir göz gördüm.<br />
<br />
<br />
ŞAHDEMAR<br />
<br />
Kîngê dilê min dikete şahdemarê janê<br />
Min çavek dît ku tê de mirovek digîre<br />
<br />
Şiir-Helbest: Yelda Karataş<br />
Çeviri- Werger: Kemal Burkay<br />
<br />
***<br />
<br />
Kimdir Yelda Karataş?<br />
<br />
Tanıyanlarınız vardır mutlaka. Ama biraz daha tanımak ve tanıtmak istedik. O'na biraz kendisini tanıtmasını rica ettim ilk önce. Kendi kalemiyle anlattığı kendisini hiç bir tarafına dokunmadan aynı yalınlıkla okuyalım...<br />
<br />
Şöyle tarif ediyor kendisini:<br />
<br />
Yelda Karataş, Zonguldak doğumlu, annesi Bartın'lı. Türk soyundan geldiği söyleniyor. Köklerini aramaya Bartın'a gittiğinde nüfus kayıtları ile de bunu gördü. Kadın, Müslüman ve sünni yazıyor nüfus kağıdında...<br />
<br />
Yelda Karataş, kalbinde yazılı olan hali ile: KİMLİKSİZ. İnsan olmaya çalışıyor: Hiç bir canlıyı kırmadan, incitmeden. Tek bir çocuğun göz yaşına bile hiç bir zaferin, başarının anlamı olmadığına inanarak, insana kıyanları bağışlamadan, emeği sömürenlerin karşısına sözü ve eylemi ile dikilerek, katiline bile katil olmamaya kararlı tüm evrenle barışık yaşıyor.<br />
<br />
***<br />
<br />
Şu ana kadar çıkardığı eserler, aldığı kimi ödüller ve başkaca çalışmaları ise...<br />
<br />
1. Ürperme (Orhon Murat Arıburnu Birincilik Ödülü)<br />
2. Alacaydınlık ( Dünya Glabus Birincilik Ödülü)<br />
3. Enel Aşk (Okuyanus Yayınları)<br />
4. Bir Kadının Kaleminden Şems ve Mevlana (Alfa Yayınları)<br />
5. İstanbul Bir Dişi Orospu Beyoğlu Altın Dişi (Telos Yayınları)<br />
6. Zait (Karşın )<br />
7. Hüzün Suretleri (Toplu Şiirler) (Telos Yayınları)<br />
8. Şahdamar/Şahdemar Türkçe'den çeviren: Kemal Burkay (Deng Yayınları)<br />
Şiirle birlikte Haiku, Haibun, deneme, öykü, tiyatro oyunuları da yazdı...Yazıyor.<br />
<br />
Vahşi Komedi adlı Tiyatro Oyunu Mitos Yayıncılık 2007 Başarı Ödülü aldı.<br />
Gecenin Sütü Öyküsü, 2007 Hacı Bektaş Veli Öykü Yarışması birincilik ödülü aldı.<br />
Mainchi Uluslararası 2007 Haiku Yarışmasında Büyük Ödülü aldı.<br />
<br />
Halen, Fırat'ın Avazı adlı bir roman çalışması sürdürmekte.<br />
<br />
Uzun yıllar Reklamcılık yaptı. On beş yıldır eğitmen ve eğitim danışmanı olarak, sürekli dersler, seminerler vermekte.<br />
<br />
***<br />
<br />
Ve biraz da söyleşi...<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Malum, Kürtçe dili Türkiye'de henüz resmi bir dil değil. O nedenle ne yazık ki Kürtçe diliyle eğitim olanağı da yok henüz. Yıllarca yasaklı olan bir dile , bu dile karşı amansızca asimilasyon politikalarının uygulandığı bir ülkede ve o dilin asıl sahiplerinin bile kendi anadillerine sahip çıkamadıkları halde, siz neden bir şiir kitabınızı o dile çevirme gereksinimi duydunuz? Sizi buna iten nedenler mi vardı? Yani neden Kürtçe? Hem de (egemen ve etnik) başka aidiyet ve kimlikten olmanıza rağmen üstüne üstlük kendiniz çabalayarak...<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Kendi anadiline saygısı ve sevgisi olan insan başka dillere de saygı ve sevgi duyar. Eğer duyamıyorsa o bir şair değil, bir faşisttir.<br />
<br />
Yasaklamanın her türüne karşıyım. Çocukken başlayan aile içi yasaklarla büyüyor ve yasaklananı doğal sayıyoruz. Ben yasaklanan her düşünce, eylem ve dili niçin yasaklandığı konusunda sorgularım.<br />
<br />
Çok uzak değil 1980 li yıllarda Türkçe kitaplar da 'yasak' adı altında toplatıldı, yakıldı... Düşünün; kitap 'tehlikeli' ilan edildi. Bir kitap ya da bir dil nasıl tehlikeli olabilir? Sevgi sözcüğü yok mudur o dilde örneğin... Benim dilimde de 'öldürmeyeceksin' sözcüğü var. 'Komşunu seveceksin' cümlesi var. Kürtçe'de de var! Biratî ne söylüyorsa Kürtçe, Kardeşlik kelimesi de onu söylüyor Türkçe'de.<br />
<br />
Kardeşinin dilini kullanmasına ve kaderini tayin etmesine saygılı olmayı öğrenemezsen, hayata insan gibi bakamazsın. İnsan ve değerlerine saygılı olmayı sadece sana saygı gösterilmesi diye algılarsan; Faşist düşüncenin tavrını sürdürürsün. Faşizm her kılığa girerek, gezinerek dolaşır aramızda. Halkları birbirine düşüren, 'Irkçılık' yüzü ise, çağımızın en tehlikeli hastalığıdır ve toplumsal hayatımızda aşılanarak dolaşır.<br />
<br />
Kardeş olmayı, eylemi ile de kardeş olmak olarak okuyorum ben...<br />
<br />
Kardeşim dediğim insanın önce ana diline saygılı olmak zorundayım. Bu ülkede Kürtçe konuşan arkadaşlarım, dostlarım varsa, yazdıklarımı kendi dillerinde de okumalarını isterim. Benim ana dilimi kullanmak nasıl doğal hakkımsa onların da ana dilleri ile konuşmak ve yazmak en doğal hakları.<br />
<br />
Hatta mümkün olsa, kitaplarımın Ermenice , Rumca, Süryanice, İbranice.... aklınıza gelebilecek her dilde çevrilip okunmasını isterim... Dahası, Kürtçe yazılmış, söylenmiş bütün edebi, tarihi, toplumsal... eserleri çevirip Türkçe okunmasına, bilinmesine katkıda bulunmak isterim. Becerebilirsem Kürtçe öğrenmeye çalışacağım. İngilizce kadar, önemli ve değerli hatta hayati buluyorum Kürtçe bilmeyi...<br />
<br />
Sayın Kemal Burkay'ın değer bulup şiirlerimi kendi anadili Kürtçe'ye çevirmesi, alçakgönüllülüğün ve kardeşliğin en anlamlı eylemlerinden biridir benim için. Bu eylemin değerini hayatım boyunca unutmayacağım.<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Kitabınızı çevirmesi için Sayın Kemal Burkay'a başvurmanızın, O'nu seçmiş olmanızın özel bir nedeni mi var? Sorabilir miyim bunu?<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Yeni kitabım Şahdamar'ın Kürtçe'ye çevrilmesini içtenlikle istiyordum. Bunun için araştırma yaparken, Sayın Kemal Burkay'a da danıştım ve sordum Türkçe'den Kürtçe'ye şiir çevirebilecek tanıdığı biri var mı diye. Bana kendisinin çevirebileceğini ama önce kitapta yer alan şiirlerimi görmek istediğini söyledi. Ne diyeceğimi bilemedim. Kendisine şiirlerimi mailledikten bir kaç gün sonra, bu çeviriyi kendisinin yapmak istediğini söyledi. Yani o beni seçti.<br />
<br />
O anki duygularımı anlatmam sanırım çok zor; sevincimi, mutluluğumu ve onurumu...<br />
<br />
Sadece benim için değil, bu ülke için de bu eylemin değeri çok büyüktür.<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Sayın Burkay tarafından Kürtçe'den Türkçe'ye çevirisi yapılan ''Şahdamar-Şahdemar'' adındaki, yani sizin de adını zikrettiğiniz bu kitabınız bir süre önce Deng Yayınları'ndan piyasaya çıktı. Bu çevirisi yapılmış kitabınızla ilgili takip ettiğimiz kadarıyla bazı tanıtım etkinleri de yapıldı. Peki şu ana kadar kitaba yönelik okurdan gelen tepkiler nasıl? Kürtçe olan bu kitabınıza yeterince ilgi gösteriliyor mu?<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Henüz kitap yeni olduğu için, tepkileri zaman göstecek, düşüncesindeyim.<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Kemal Burkay bildiğiniz gibi Kürt Şairi kimliğiyle de şiirler yazan, eserleri olan bir insan. Dahası Kürt edebiyatıyla da sıkı ilişkileri var. Sayın Burkay'ın şair kimliğiyle de kitabınızın çevirisini yapması, size çeviri adına bir rahatlama sağladı mı? Mesela şiirinizin özü kaybolur, zayi olur gibisinden hiç bir kaygınız olmadı mı?<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Böyle bir kaygım olması olanaksızdı. Sayın Kemal Burkay, çeviri konusunda son derece deneyimli bir yazar. Kemal Burkay gibi büyük bir şair şiirlerinizi çeviriyorsa, kaygılanmak yerine, onur duymanız gerekir diye düşünmekteyim.<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Bildiğimiz kadarıyla Sezen Aksu'nun kimi şarkılarında sizin de imzanız var. Ayrıca şarkı sözleri de mi yazıyorsunuz?<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Sezen Aksu ile iki albümde çalıştım. Deli kızın türküsü ve Işık Doğudan yükselir. Bunun dışında Hoşgeldin Hüzün (Emel de söyledi), Yarası Saklım (Hülya Avşarda söylemişti)... gibi bağımsız çalışmalar da oldu...<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Peki bugüne kadar, o belirttiklerinizin dışında benzer çalışmalarınızı daha başka kimler besteledi ve seslendirdi?<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Aşkın Nur Yengi'nin söyledikleri var. En son Ateş Oldum albümünde Yasemin Göksu'nun söylediği Sızı şarkısının sözlerini yazdım... Amatör arkadaşların bestelediği şiirlerim var: Bunlardan biri Nişaburi şiirim...<br />
<br />
(Soru)<br />
Mehmet Ünlüdere: Sizden son olarak, bir şair yüreğiyle günümüz dünyasına baktığınızda, neler düşünüp ne tür hissiyatlara girdiğinizi de kısaca bilmek isteriz...<br />
<br />
(Cevap)<br />
Yelda Karataş: Hissiyatım bozuktur. Hissiyatımı Can Baba'dan (Can Yücel demek isteniyor. M.Ü) bir küfürle bitirdiğimi varsayın olur mu? Bu kan çağında başka ne diyeceğimi bilemiyorum...<br />
<br />
***<br />
<br />
Ve bitirirken, yine şiir...<br />
<br />
SEVİNCİN ŞARKISI<br />
<br />
Sevincin şarkısıyım<br />
işte öyle kalbini dayadığın<br />
üzüm dalındaki sevdalı ışık<br />
dingin ve berrak sabah<br />
Yurdumun üstünden hüznü sil<br />
Sussun çocukların yüzündeki tanrısal çığlık<br />
büyüttüğün kadardır acılar<br />
ve 'sonsuzluk bir gün kadar’<br />
<br />
<br />
STRANA ŞAYÊ<br />
<br />
Ez strana şayê me<br />
çawa tu dilê xwe didî ber<br />
ronahîya evîndar li şaxê tirî<br />
sibeya bêdeng û zelal<br />
Xemgînîyê ji ser welatê min bimal<br />
Bila bêdeng be qîrîna xwedayî li ser rûyê zarokan<br />
tu çiqas mezin bikî ewqas in jan<br />
û ‘bêdawî qasî rojekî ye’<br />
<br />
Şiir-Helbest: Yelda Karataş<br />
Çeviri- Werger: Kemal Burkay<br />
<br />
(Not: Bu söyleşimiz 2009 yılının Aralık ayında Dengê Kurdistan Sitesi'nde (www.kurdistan.nu) yayımlandı.)<br />
Mehmet Ünlüdere]]></description>
<guid isPermaLink="false">1163@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Yelda Karataş'la Söyleşi</dc:subject>
<dc:date>2010-05-08T13:57:19+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Aynur Doğan: Yaranmaz aşık</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=671#1162</link>
<description><![CDATA[[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=geHypKWvk2k[/youtube]]]></description>
<guid isPermaLink="false">1162@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Aynur Doğan: Yaranmaz aşık</dc:subject>
<dc:date>2010-05-02T22:14:56+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yörükoğlu son ‘güm’ü vurdu</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=670#1161</link>
<description><![CDATA[Moğollar’ın kurucularından, Efsane Davulcu Engin Yörükoğlu (65), dün sabah Bodrum’un Kızılağaç köyündeki evinde ...<br />
Moğollar’ın kurucularından, Efsane Davulcu Engin Yörükoğlu (65), dün sabah Bodrum’un Kızılağaç köyündeki evinde 4 yıldır mücadele ettiği Akciğer kanserine yenik düştü. Son olarak Moğollar’ın yeni albümü “Umut yolunu bulur”un tanıtım konserinde hasta hasta sahneye çıkan Yörükoğlu, tek koluyla üç parçaya eşlik etmişti. Engin Yörükoğlu, Moğollar’ın Bodrum’da verdiği konseri de hasta yatağından kalkarak izlemeye gitmişti. Bodrum Devlet Hastanesi’nden Opr. Dr. Ergun Kaçar, Yörükoğlu’nun kanser rahatsızlığına bağlı solunum yetmezliği ve kalp durmasından vefat ettiğini açıkladı. Ünlü davulcu pazartesi Bodrum’da saat 14.00’de toprağa verilecek.<br />
40 yıldır Moğollar’da davul çalan Yörükoğlu, neşesi, enerjisi ile grubun sahne performansının kuşkusuz en renkli simasıydı. Moğollar’ın “Güm Güm” isimli şarkısında dakikalarca attığı davul solo gibi 4 sene büyük bir yaşama inadıyla kansere direnen sanatçıyla 45 yıldır aynı sahneyi paylaşan Taner Öngür ve Moğolların yeni üyesi Emrah Karaca, Yörükoğlu’nu sahnede dil çıkararak herkesi gülümseten neşeli haliyle hatırlayacaklarını söylediler.<br />
TANER ÖNGÜR: YAŞAM SANATÇISIYDI<br />
“Aşağı yukarı 45 yıldır birlikte çalıyoruz. Diğer davulcular gibi sahnenin arkasında oturmaz setini sola koyardı. Ben hep onun yanındaydım. O bir ben ikinci sırada yer alırdık yani sahnede. Dil çıkarır komiklik yapardı devamlı. Yaşam sanatçısıydı; güldürürdü, çok neşeliydi, neşesini paylaşırdı. Herkesi mutlu etmeye çalışan, zor bulunur bir adamdı. Resmine baktığımda hâlâ beni güldürmeyi başarıyor. Güzel bir hayat yaşadı ve bu hayatı paylaşmayı beceren az insandan biriydi. En mutlu olduğu anlar sahnede davul çaldığı zamanlardı. 2-3 yıldır çalamamak onu çok etkiledi. 4 senedir hastalığa direniyor. En son yürüyemediğinde buna kızıyordu, düşüncesi yerindeydi ama… Ailemden bile yakındı, abimdi… 23 Nisan’da gitmesi de şaka gibi, çocuksu bir tarafı da vardı çünkü, çocuk gibi eğlenirdi. Hasretle ve sevgiyle anıyorum.”<br />
EMRAH KARACA: SAHNEDE HERKESE ENERJİ VERİRDİ<br />
Çok önceden tanıyordum aslında Engin abiyi ama tanımak ayrı birlikte çalmaksa apayrı bir şey. Dünyada gördüğüm en pozitif adamdı. Sahnede herkese enerji ve güç verirdi. Benim bu işi başarmamda, Moğollar’a dahil olmamda büyük emeği var. Hepsine abi diyorum, baba yarısı hepsi gerçekten. Çok üzgünüm. Gerçekten çok iyi dayandı. Berbat bir hastalık bu, çağın belası… Ama o doktorları yanıltmayı sürdürdü. Ta ki bu sabaha kadar. Albümün ilk konserinde tek kolla çaldı, yüzde 5’lik enerjisiyle yanımızda yer aldı. Hepimizi hüngür hüngür ağlattı. Her zaman mutlulukla ve sevgiyle anacağım. Hep şakalaşan bir Engin Yörükoğlu hatırlayacağım.<br />
(İstanbul/EVRENSEL)<br />
<br />
ENGİN YÖRÜKOĞLU KİMDİR<br />
<br />
1945’te İstanbul’da doğdu. Müziğe 1963 yılında Gölcük’te Siyah İnciler grubuyla başladı. Daha sonra Selçuk Alagöz’ün grubuna girdi. Bu grupta ileride Moğollar’ı beraber kuracakları Cahit Berkay’la tanıştı. Moğollar’la gittiği Paris’te gruptan ayrıldı. Daha sonraki yıllarda Cahit Berkay ile Paris’te çeşitli çalışmalar yaptı. Ayrıca Jazz müziğine yöneldi. Çeşitli triolar ve Quartetler kurdu. 1991’de Türkiye’ye dönen Yörükoğlu, İstanbul/Beyoğlu’nda Jazz Stop isimli bir Jazz ve Rock kulübü ve Bodrum Kızılağaç köyünde de bir restaurant açtı. Jazz Stop adlı barını 2006 yılında devretti. Yaklaşık 5 yıl önce akciğer kanserine yakalandıktan sonra Bodrum Kızılağaç’taki evine yerleşmişti.]]></description>
<guid isPermaLink="false">1161@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Yörükoğlu son ‘güm’ü vurdu</dc:subject>
<dc:date>2010-04-24T16:49:01+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Çamur Şükrü'ye kısa cevabım</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=669#1160</link>
<description><![CDATA[Kürd Halkının sırtından bir türlü inmeyen bu zavallı kişilik nasname elinden gidince yine mağdur rolleri oynamaya başlayıp oraya buraya saldırmaya başladı. Şükrü Gülmüş benim bildiğim kimseyle dost değildir. Bildiğim kadarıyla sayın Recep Maraşlı'yla biraz arası iyidir o da sayın Maraşlının engin kişiliğinden kaynaklanmaktadır.<br />
Son bir yazısında şahsımı hedef alan bir cümle geçmektedir. Böyle bir olayla gündemi meşgul ettiğim için sizden yeniden özür diliyorum. Ancak 'Çamurdan uzak durayım' derken, çamur gelip sizi buluyor.<br />
<br />
Benim hakkımdaki cümlesi şu:<br />
Düşünün ki; çokça eleştirdiğiniz Şükrü Gülmüş, bugün ayrılan bir çok eski Nasnameci ile hala dosttur. Tabi bunlardan Ali Usta denen şahısın hariç olması eşyanın tabiatı gereğidir. Sizinle de hala konuşacak kadar bir hukukumun olduğuna inanıyorum. Bu nedenle yazma gereği duyuyorum.<br />
<br />
Benim Kısa Yanıtım:<br />
<br />
Elbette ki eşyanın tabiatına terstir.<br />
<br />
Ali Usta demokrattır. Herkesin düşüncesine saygı duyar. Senin gibi korkak üçüncü sınıf, kendini bile idare edemeyen diktatör müsveddesi değildir.<br />
<br />
Ali Usta hergün fabrikaya gider, ekmeğini taştan çıkarır, senin gibi dilencilik yapmaz.<br />
<br />
Ali Usta dost canlısıdır, senin gibi insanları bir çırpıda harcamaz.<br />
<br />
Ali Usta terbiyelidir, senin gibi ağzından çıkan her iki kelimesinden biri küfür, hakaret, çamur atma değildir.<br />
<br />
Ali Usta sitesinde yazar olarak yer verdiği kişilerden para almaz, senin gibi binlerce Euroluk dolandırıcılık yapmamıştır.<br />
<br />
10 Euroluk domain parasını bile ödemeyesin diye başkasına verdiğin domainin elinden gidince de böyle sözde mağdur rolleri oynayıp kamuoyunu boş yere meşgul etmez.<br />
<br />
O insanlar sana verdikleri parayla o siteyi senden 100 kere satın aldılar, sen bunu anlamıyorsun çünkü alışmışsın bir kere dilenmeye, mağdur ve rezil rolü oynayarak bu halkın sırtına binmeye.<br />
<br />
Avukat paranı bile onlardan aldığın paralarla ödüyorsun, hala yüzsüzlük yapıp insanları mahkemeye verdiğini yazıyorsun.<br />
<br />
Nasname sendeyken adam olamadın, belki bundan sonra adam olursun. Her şeyde bir hayır vardır.<br />
<br />
Not: Kendisiyle zaten 6 yıldır bir kontağım yoktur. Bundan sonra bu kişiliğe kesinlikle bir yanıtım olmayacaktır. Davası kiminleyse gitsin onlarla muhattap olsun.]]></description>
<guid isPermaLink="false">1160@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>'Çamur Şükrü'ye kısa cevabım</dc:subject>
<dc:date>2010-04-24T16:30:36+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kürt Meselesi</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=668#1159</link>
<description><![CDATA[[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=07w2hGJJMkQ[/youtube]<br />
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=euoOTmxoGek[/youtube]<br />
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=9Y-A1qt7Uho[/youtube]]]></description>
<guid isPermaLink="false">1159@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Kürt Meselesi</dc:subject>
<dc:date>2010-04-23T12:52:01+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Aynur Doğan 2010 - Rewend (Göçebe) Full Albümü direk indir</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=667#1158</link>
<description><![CDATA[<img src="http://www.elbistanlilar.org/files/Aliusta/aynur.jpg" /><br />
<img src="http://www.elbistanlilar.org/files/Aliusta/aynur1.jpg" /><br />
<br />
<span style="font-size: 14px; line-height: normal"><span style="color: red"> Album Sarkilari</span></span><br />
Aynur Dogan - 01 - Rewend.mp3<br />
Aynur Dogan - 02 - Xivse.mp3<br />
Aynur Dogan - 03 - Xewn.mp3<br />
Aynur Dogan - 04 - Koçere.mp3<br />
Aynur Dogan - 05 - Yaranmaz Asik.mp3<br />
Aynur Dogan - 06 - Dostmame.mp3<br />
Aynur Dogan - 07 - Improvisation Of Berivane.mp3<br />
Aynur Dogan - 08 - Delale.mp3<br />
Aynur Dogan - 09 - Sin U Saye.mp3<br />
Aynur Dogan - 10 - Xezale.mp3<br />
Aynur Dogan - 11 - Dawzer.mp3<br />
Aynur Dogan - 12 - Gowende Dawzere.mp3<br />
<br />
<a href="http://ul.to/trsh2l" target="_blank" title="http://ul.to/trsh2l" class="postlink" rel="nofollow"><span style="font-size: 18px; line-height: normal"><span style="color: red">Albümü Direk İndirmek İçin Lütfen Tıklayın...</span></span></a><br />
<br />
 <a href="http://ul.to/trsh2l" target="_blank" title="http://ul.to/trsh2l" class="postlink" rel="nofollow">:arrow: &amp;#xA0;tağlar: Aynur doğan revend full albümü indir beklemeden direk 2010 albüm zip rar rapidshare</a>]]></description>
<guid isPermaLink="false">1158@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Aynur Doğan 2010 - Rewend (Göçebe) Full Albümü direk indir</dc:subject>
<dc:date>2010-04-21T04:20:23+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sen</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=666#1157</link>
<description><![CDATA[<img src="http://www.zerennet.com/resim/nazim-hikmet-ran.jpg" /><br />
<br />
[font=Arial Black]<span style="font-size: 14px; line-height: normal">S E N<br />
<br />
<span style="color: black">En güzel günlerimin<br />
üç mel’un adamı var:<br />
Ben sokakta rastlasam bile tanımayayım diye<br />
en güzel günlerimin bu üç mel’un adamını<br />
yer yer tırnaklarımla kazıdım<br />
hatıralarımın camını…<br />
<br />
En güzel günlerimin<br />
üç mel’un adamı var:<br />
Biri sensin,<br />
biri o,<br />
biri ötekisi…<br />
Düşmanımdır ikisi;<br />
sana gelince…<br />
Yazıyorsun,<br />
okuyorum<br />
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,<br />
insanın<br />
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum…<br />
<br />
Ne yazık!<br />
Ne kadar<br />
beraber geçmiş günlerimiz var;<br />
senin<br />
ve benim<br />
en güzel günlerimiz…<br />
<br />
Kalbimin kanıyla götüreceğim<br />
ebediyete<br />
ben o günleri…<br />
Sana gelince… sen o günleri<br />
-kendi oğluyla yatan,<br />
kızlarının körpe etini satan<br />
bir ana gibi- satıyorsun!<br />
<br />
Satıyorsun:<br />
günde on kaat,<br />
bir çift rugan pabuç,<br />
sıcak bir döşek<br />
ve üç yüz papellik rahat<br />
için…<br />
<br />
En güzel günlerimin<br />
üç mel’un adamı var:<br />
Biri sensin,<br />
Biri o,<br />
biri ötekisi…<br />
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi.<br />
Sana gelince…<br />
Ne ben Sezarım,<br />
Ne de sen Brütüssün…<br />
Ne ben sana kızarım<br />
ne de zatın zahmet edip bana küssün…<br />
<br />
Artık seninle biz,<br />
düşman bile değiliz…</span></span>[/font]<br />
<br />
<span style="font-size: 18px; line-height: normal">NAZIM HİKMET RAN</span>]]></description>
<guid isPermaLink="false">1157@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>Sen</dc:subject>
<dc:date>2010-04-19T01:06:27+02:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>FİLOZOFÊN KURD 10 - EHMEDÊ XANÎ</title>
<link>http://www.malame.org/modules.php?name=Forums&amp;file=viewtopic&amp;t=665#1156</link>
<description><![CDATA[<img src="http://netewe.com/data/upimages/subfolders/E/ehmede_xani.jpg" /><br />
<br />
Me ji dîroka kurdan ya kevnar heya niha behsa neh fîlozofan kir. Helbet kurdan ji bilî van neh fîlozofan jî fîlozof derxistine, lê ji ber ku min li ser van neh heban lêkolîn kiribûn, tenê min ew dan nasîn. Birastî jî her yek di bawerî û felsefeya xwe de gelek pêşketîbûn. Niha em ê derbasî fîlozofê dehemîn Şêx Ehmedê Xanî bibin, lê ez dixwazim lixwe mikur bêm û bêjim ku digel ewqas lêkolîn û keda min a ku ez li ser sekinîm û min herî zêde dem ji wî re veqetand jî ez bi giştî tênegihaştim Şêxê Xanî. Di fîlozofên din de jî bîr û ramanên gelek kûr û berfireh hebûn. Heya ji wan gelek di warê felsefeya xwe de bûbûn pêşeng. Wek suhrewerdî û Zerdeşt û Xellac û Mela. Lê di Şêxê Xanî de rewşeke cuda heye. Şêxê Xanî bi jiyan û felsefeya xwe bûye pireke dirêj, di nava paşeroj û pêşeroja kurdan de. Rihê xwe bi dîroka kurdan kedî kiriye. Li serê kaniya xîretê rûniştiye û ava herî zelal ya kurdewar vexwariye. Ji Zerdeşt bigirin heya Mela, ji gelek kesayetên kurdan fikr û raman dawşandiye û felsefeyeke li gorî xwe damezirandiye.<br />
<br />
Şêxê Xanî di 1651'ê de li Bazîdê hatiye dinyayê(li gorî hinek çavkaniyan Şêxê Xanî li gundê Xanê yê colemêrgê hatiye dinyayê) Di sala 1707'an de dîsa li Bazîdê jiyana xwe ji dest daye. Navê bavê wî Îlyas e. Îlyasê Eyazê Rustem Begê. Xanî li medreseya Murdaiyeyê dest bi xwendina xwe kiriye û li dû wê jî, çûye Xelat, Bedlîs, Riha, Cizîr, Bexda, Şam û Helebê. Li Îran, Misir û Stenbolê jî geriyaye. Li dû vê xwendin û gera xwe dîsa vegeriya ye Bazîdê, li wir wane daye û dest bi nivîsê kiriye.<br />
<br />
Dema ku Şêxê Xanî tê de jiyaye, ji bo Kurdistanê demeke reş û tarî ye. Lewra yanzdeh dwanzdeh sal beriya jidayikbûna Xaniyê gorbihuşt, Kurdistan bi peymana Qesra Şêrîn di nava Tirk û Eceman de hatibû parkirin û bi vî rengî bendeke mezin li pêş azadiya Kurdan hatibû lêkirin. Di rewşeke wisa de Ehmedê Xanî ne tenê wek helbestvanekî, di heman demê de weka fîlozofekî, weka rewşenbîrekî, weka wêjekarekî, weka zanyarekî bû ronahî li pêşiya gelê xwe.<br />
Bi van rêzikên xwe hestên xwe yên birîndar hanîn ziman:<br />
<br />
Taseke ji ava zelal nadim bi hewzê kewserê<br />
Levhatina qesra şêrîn, jê nabînim tu meferê<br />
Piştî roja me bû tarî mirin xweş e ji emberê<br />
<br />
Li dû Seydayê xwe yê Cizîrî, bû şebçeraxa şevên kurdistanê û şewq da dilê netewa xwe. Li ba dilê min ew weka zavayekî ye, Kurdistan jî bûkeke bi xêlî. Bi dil û mêjiyê xwe xêliya pêş çavên Kurdistanê rakir û rê nîşanî wê da.<br />
<br />
Xanî bi mebesta xwendin û lêkolînê li gelek deveran ma. Weka ku me li jor diyar kir hema hema li hemû dera welêt û li ciyên wek Îran, Misir û Stenbolê geriya. Li wan deran desthilatdarên xwe jî baş naskir. Zimanên her sê netewan ji wan xweştir bi kar dihanî Rewşa Tirk û Ereb û Eceman jî dît, rewşa Kurdan jî dît û hestên xwe yên netewî bi van çavdêriyan pêşve bir. Divê em vê yekê jî bînîn ziman ku Şêxê Xanî ji bo Kurdan tenê ne helbestvan û Şêxekî tesewûfî ye. Di heman demê de afîrenerê hestên netewetiyê ya Kurdan e jî. Lê ne ev tenê ye jî di heman demê de fîlozofekî hêja ye jî. Niha em ê derbasî felsefeya wî bibin.<br />
<br />
Weka hemû fîlozofan ew jî li ser heyînê rawestiya ye û çawa ku Thales, Anaksimandros û Anaksimenes li ser vê yekê fikirên xwe diyar kirine, wî jî ramana xwe ya di vî warî de bi van rêzikan diyar kiriye:<br />
Ey wahidê pînhan ku ji zatê tene peyda<br />
Ev kewn û mekan erd û sema kumbedê xedra<br />
<br />
Xanî di van rêzikan de baweriya xwe ya di vî warî de diyar dike û dibêje her tişt ji ber hebûna xweda çêbûye ango wî afirandiye her tişt. Xaniyê me didomîne û di rêzekên xwe yên din de jî wisa dibêje:<br />
<br />
Gava ji edem xwedê kir îcad<br />
Ev kewn û mekan ji nûve binyad<br />
…..<br />
….<br />
Her yek ji edem te kirine peyda<br />
Îbda'ê kirin te bê heyûla<br />
<br />
Ango li gor baweriya wî heyîneke pêşîn tuneye. Berê xwedê hebû û wî her tişt afirand. Dîsa di felsefeya Xanî de meriv rastî zerdeştiyê jî tê wekmînak:<br />
<br />
Mala xwe ji rengê qevmê Zerdeşt<br />
Da ber agir û gaziya xwe rahişt<br />
<br />
Xelk vedimale agir bi avê<br />
Ez vedimalim bi agir avê<br />
<br />
Weka van peyvan hê gelek peyvên ku di helbestên xwe de bi kar hanîye peyvên Zerdeştiyê ne. Wekmînak roj û ronahî û agir ji van peyvan hinekin. Di Mem û Zînê de, li dû mirina Mem bi van hevokan diyar dike ku giyanê Mem digihîje rojê<br />
<br />
Bi kurtasî ji navenda axê<br />
Ew dînok gihîşt rojê<br />
<br />
Bingeha vê ramanê di Zerdeştiyê de heye.<br />
<br />
Di nava fîlozofên kurd de yê ku herî zêde li ser xebat hatiye kirin Xanî ye. Meriv dikare di warê felfeseya wî de gelek xalan diyar bike. Jixwe gelek kesan jî di warê felsefeya wî de xebat kirine. Weka Evdirehmanê Durre û hê bi dehan kurdî. Birastî jî Xanî ji ber ku ne tenê helbestvan bûye, him fîlozof, him pedagog, him şoreşger, him jî weka welatparêzekî derketiye pêş kurdan. Li ser gelek xebat hatiye kirin. Ji ber vê yekê, ez vê mijarê dirêj nakim û tenê dixwazim ku bidim zanîn ew jî, ji fîlozofên kurdan yek e û mijarên wî jî bi kurtasî li dora heyînê û felsefeyeke tesewwûfî digerin.<br />
<br />
Mihemed Ronahî <br />
www.netewe.com]]></description>
<guid isPermaLink="false">1156@http://www.malame.org</guid>
<dc:subject>FİLOZOFÊN KURD 10 - EHMEDÊ XANÎ</dc:subject>
<dc:date>2010-04-17T14:04:58+02:00</dc:date>
</item>

</channel>

</rss>
